Osmanlı İmparatorluğu’nu kurulduğu
tarihten varlığını sürdürdüğü süre boyunca diğer benzer topluluklardan ayıran
en temel özellik, bu toplulukların tarihsel diyalektiğini oluşturan ve dönemsel
olarak tanımlayabileceğimiz bir düzen anlayışına son vererek, her ne kadar
bilinçsizce yapılmış olsa da bir devrim gerçekleştirmiş olmasıdır. Marcel Mauss’un bağış kuramında ortaya
koyduğu bu toplumların yapısına baktığımızda, bir büyü düzeni olan potlaç yaşam
biçimi, genelde değişiklik ve değişime karşı olan bir düşünce yapısına
sahiptir. Karşı olma daha çok zihniyet değişikliğine karşı olma şeklindedir.
Çünkü ritüeller üzerine oturtulmuş törensel bir büyü düzeni olan karşılıklı
yükümlülük evreni irrasyoneldir. Bu zihniyete göre insanlar kendi kendini yineleyen
bir düzene sahip olan doğanın, yalnızca verip tüketip artı değer üretmeden süre
giden değişmezliğine inanmaktadırlar. Armağan kültürüne ait bu toplumlar, bu
kültüre özgü olan ve rasyonel düşünceden yoksun dogmatik yapıları gereği
gelişmenin ve ilerlemenin yaşanmadığı durağan bir kısır döngü üzerine
kuruludurlar.22 Ekim 2011 Cumartesi
Simülasyon Evresine Geçiş
Osmanlı İmparatorluğu’nu kurulduğu
tarihten varlığını sürdürdüğü süre boyunca diğer benzer topluluklardan ayıran
en temel özellik, bu toplulukların tarihsel diyalektiğini oluşturan ve dönemsel
olarak tanımlayabileceğimiz bir düzen anlayışına son vererek, her ne kadar
bilinçsizce yapılmış olsa da bir devrim gerçekleştirmiş olmasıdır. Marcel Mauss’un bağış kuramında ortaya
koyduğu bu toplumların yapısına baktığımızda, bir büyü düzeni olan potlaç yaşam
biçimi, genelde değişiklik ve değişime karşı olan bir düşünce yapısına
sahiptir. Karşı olma daha çok zihniyet değişikliğine karşı olma şeklindedir.
Çünkü ritüeller üzerine oturtulmuş törensel bir büyü düzeni olan karşılıklı
yükümlülük evreni irrasyoneldir. Bu zihniyete göre insanlar kendi kendini yineleyen
bir düzene sahip olan doğanın, yalnızca verip tüketip artı değer üretmeden süre
giden değişmezliğine inanmaktadırlar. Armağan kültürüne ait bu toplumlar, bu
kültüre özgü olan ve rasyonel düşünceden yoksun dogmatik yapıları gereği
gelişmenin ve ilerlemenin yaşanmadığı durağan bir kısır döngü üzerine
kuruludurlar.
Etiketler:
armağan kültürü,
büyü düzeni,
karşılıklı yükümlülük,
marcell mauss,
niyazi berkes,
osmanlı imparatorluğu,
potlaç,
simülasyon
Dil ve Anlam Sorunları
Niyazi Berkes “Türkiyede Çağdaşlaşma”
kitabının “dil çağdaşlaşması ve siyasal anlamları” bölümünde, 1850’li yıllara
gelindiğinde, Tanzimat Dönemi’nin getirdiği Osmanlı geleneğinin yavaş yavaş
parçalanması sürecinin, dil, basın ve yazı alanlarındaki görünüşlerine
değinmiştir.Tanzimat Dönemi’nin dil, basın ve yazı alanlarındaki gelişmelerinde
“aydınlanma”, “halka doğru eğilimi” ve “siyasal özgürlük “ başlıkları altında
incelenebilecek üç düşün yönü saptamıştır.
Aydınlanma, başlangıcı
III.Selim zamanına kadar giden din ve gelenek alışkanlıkları yerine, aklın ve
özellikle batıda gelişen bilimsel ölçülerin üstünlüğü inancını simgeler.Siyasal
özgürlük, iktidarın mutlak gücünü kırarak demokrasi yolundaki halkın özgürlüğü
idealinin özlenmesidir. Halka doğru eğilimiyse yönetici tabaka ve halk kitleleri
arasındaki uçurumun başta dil olmak üzere birbirlerini anlama araçlarını
geliştirme isteğini yansıtır.
6 Ekim 2011 Perşembe
Cyberpunk
Bruce Bethke’ nin 1980 yılında yazdığı “ cyberpunk ” isimli
öyküsü bu kültürün hangi isimle anılacağını belirlemiştir. Ancak türün isim
babası olmasına rağmen “ cyberpunk kültürü ” nün hareket noktasının aslen
“Neuromancer” romanıyla William Gibson’ a ait olduğunu söylemektedir. Bethke’ nin
de belirttiği üzere Gibson “siber uzay”, “ matris ” ve “ sanal gerçeklik ” gibi
kavramları ilk kez ayrıntılı olarak tarif eden kişidir.
Önceleri “ cyberpunk ( siberpunk ) ” terimi sadece genç,
teknolojik hünerleri olan, etik tanımları olmayan, bilgisayar aracılığıyla
vandal ve suça meyilli karakterler için kullanılırken, artık bir alt-kültür
olarak insanları etkilemekte ve zaman içerisinde nereye gideceği kestirilemeyen
bir olgudur. Sibernetik bilimi ve punk alt-kültürü “ cyberpunk ” kavramının
teknoloji ve bireysellik olan iki temel noktasını belirleyen etkenlerdir.
Makineler aracılığıyla gerçekleştirilen bir isyan hareketi olarak da
görülebilecek “ cyberpunk ” hareketi ileri teknoloji içerisinde ve düşük yaşam
seviyesinde yaşanır. İnsan ve hayvanlar arasındaki genetik karışımlara
makinelerin de entegre olmasıyla kurgulanan gelişmiş teknoloji içerisinde
varoluşun bilinmezliği haykırırken dehşet içinde bir “ antiütopya ” ya doğru
yol alınmaktadır.
Etiketler:
altkültür,
bruce bethke,
cyberpunk,
neuromancer,
sanal gerçeklik,
siberpunk,
william gibson
21 Eylül 2011 Çarşamba
Gözetim Toplumu
Ancak modern toplumlar gelişmenin ve ilerlemenin son sürat devam ettiği yanılgısını yaratmak adına, kendinden önceki toplumların inanç sistemleri benzeri araçları kullanmaları gibi sahip oldukları teknolojiden faydalanmaktadırlar. Bu algının yaratılması için öncellikle hayatın düzenlenmiş ve belirlenmiş bir yolda yürümesini sağlayacak disipline edici uygulamalara başvurmaktadırlar.
Etiketler:
baudrillard,
big brother,
david lyon,
distoptik,
enformasyon,
george orwell,
gözetim,
gözetim toplumu,
jeremy bentham,
michel foucault,
modern,
modern toplum,
panoptikon,
simülasyon,
simülasyon kuramı
Chapline ve Modern Zamanlar
Tarih boyunca insanlar arasında ortaya çıkmış olan çelişkiler ve
çatışmalar yoğun biçimde güldürünün yapı taşını oluşturmuşlardır. Aristo
trajedinin ortalamanın üstündeki insanları; güldürününse ortalamanın altındaki
insanları temsil ettiğini söyleyerek soylu ve aşağı sınıf ayrımını yapmış,
güldürünün alt sınıfların üsttekilerden öç almasıyla ortaya çıkmış bir tür
olduğunu vurgulamıştır. Chaplin’e göre ise; yaşamda güçlü olmak için
mizaha en çok ihtiyaç duyan alt sınıftır. Güldürünün vazgeçilmezleri, çelişki
ve çatışmalar bu türe kesinlik kazandırır. İnsan olarak sahip olduğu bütün değerleri hala bünyesinde
barındırmakta olan ‘şarlo’ karakteri soylu insancıl ülküleri için verdiği
sürekli ve dramatik savaşı en keskin biçimiyle ‘Modern Zamanlar’ filminde
sürdürmektedir.
Etiketler:
charlie chaplin,
film,
modern zamanlar,
sinema,
şarlo
Türk Sinemasında Bilim-Kurgu
Türkiye’de bilim-kurgu
sinemasının örneklerine nadiren rastlanmasının nedenlerini düşünüyorum ve
bilimin zaten önemsenmediği bir ülkede, bundan çıkarılabilecek kurguların
mahiyetinin, absürdlüğü ile kült statüsüne erişmiş “ Dünyayı Kurtaran
Adam “ benzeri yapımlardan öteye geçememiş olmasını normal
karşılıyorum.
Yeni bir terminoloji yaratmak, varolandan yola çıkarak yeni bir gelecek
öngörüsünde bulunmak ve bunların tutarlılığını sağlamak gibi zorlukları
bünyesinde barındıran tür, öncelikle insanın varolan algılarından sıyrılmasını
gerektirmektedir. Nitelikli bir bilim-kurgu filmi ortaya koymak
için kişinin, yeni ve tutarlı bir dünya öngörüsünde bulunmasının zorluğundan
çok, böyle bir toplumsal yapı içerisinde oluşmuş varolan algılarından
sıyrılmasında zorlanacağını düşünüyorum.
Güncel sorunların distopik öngörüsü niteliğindeki gerçek bir bilim-kurgu filmini, etrafındaki sıradan algıları kırma isteğini içinde hisseden sinemacılar sayesinde izleyebiliriz; yoksa daha çok uzun yıllar “uzaydaki Türk”ün klişe esprilerine gülmek(!) zorunda kalırız.
Güncel sorunların distopik öngörüsü niteliğindeki gerçek bir bilim-kurgu filmini, etrafındaki sıradan algıları kırma isteğini içinde hisseden sinemacılar sayesinde izleyebiliriz; yoksa daha çok uzun yıllar “uzaydaki Türk”ün klişe esprilerine gülmek(!) zorunda kalırız.
Bindokuzyüzseksendört ve Gözetim Toplumu
Etiketler:
1984,
distoptik,
enformasyon,
george orwell,
gözetim,
gözetim toplumu,
jeremy bentham,
michel foucault,
modern toplum,
okyanusya,
panoptikon,
yenikonuş,
zamyatin
Bilim Kurgu Alttürlerinde Gözetim Olgusu

Gözetim toplumu nun içindeki oluşturulmuş dünyalarında yaşayan bireyler bu dünyanın dışında var olan bir gerçeklik algısından yoksundurlar. Sinemanın gerçekle olan etkileşimi doğrultusunda bilim-kurgu türünün yaşanan dünyanın alışılmış algılama biçimine karşı olan genel karakteristiği bu türün ilgi alanlarını belirlemektedir. Türün alışılmış algı biçimlerinin dışına çıkmak istemesi onu tamda 80’lerden itibaren değişmeye başlayan teknoloji kökenli bir yapı ile karşı karşıya getirerek, alttür lerinin doğmasına neden olmuştur. “Bilim-kurgu türüne göre sağlıksız ve zararlı bir şekilde gelişip tüm yaşantımızı etkisi altına alan modern teknoloji, insanın kanını emen bir ‘Drakula’ gibi üzerimize hipnotik br etki de kurmuş bulunmaktadır. Kalpsizleşmiş teknotratlar yada gezegenler arası verimlilik uzmanları, korku filmlerindeki Drakula’lar gibi bizi kanı donmuş bir uyumlanım (conformity) içine hapsetmek, kapatmak istemektedir. Bunun içinde hayranlık uyandıracak kadar gelişkin göz alıcı güzellikte makineler, makine sistemleri, bilimsel buluşlar kullanmaktadır”.Yavaş yavaş gelişen teknoloji ve beraberinde onun yanlış ellerde yanlış hedefler alınarak kullanılmasıyla birlikte iyice açığa çıkmaya başlayan gözetim toplumu olgusu bilim-kurgu sinemasında tekno-politik bir sistemin gözetimindeki gelecek tasvirlerini doğurmaya başlamıştır.
Etiketler:
1984,
alttür,
bilimkurgu,
distopik,
enformasyon,
film,
george orwell,
gözetim,
gözetim toplumu,
sinema
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)