bilimkurgu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilimkurgu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2013 Cumartesi

Kısa Bilim Kurgu Öyküleri Seri 1: Ahmaklar - Isaac Asimov


Naron uzun ömürlü olan Rigel ırkındandı ve ailesinin galaksi kayıtlarını tutan dördüncü üyesiydi.
Naron'un büyük bir defteri vardı. Buna galaksilerde kafaları gelişen çok sayıdaki ırklar kaydediliyordu. Daha küçük bir deftere ise, olgunlaşarak Galaksi Federasyonuna girmeye hak kazanan ırklar yazılıyordu. Birinci defterde bazı isimler çizilmişti. Çünkü onlar şu ya da bu nedenle başarısız olmuşlardı. Şanssızlık, biyofizik veya biyokimyasal kusurlar, topluma ayak uyduramama neden oluyordu buna. Ama küçük deftere adları geçirilen hiçbir üye o zamana kadar silinmemişti.
Bir haberci yaklaşırken iri yarı ve son derece yaşlı biri olan Naron da başını kaldırdı.
Haberci, "Naron" dedi. "Ulu insan."
"E, ne var? Şu merasimi bir tarafa bırak." "Bir grup organizma daha olgunluğa erişti."
"Harika! Harika! Artık daha çabuk olgunlaşıyorlar. Bir yıl geçmiyor ki, yeni bir üyemiz olmasın. Peki, kim bu grup?" haberci, galaksinin kod numarasını ve onun içindeki dünyanın koordinatlarını verdi.

21 Eylül 2011 Çarşamba

Türk Sinemasında Bilim-Kurgu



Türkiye’de bilim-kurgu sinemasının örneklerine nadiren rastlanmasının nedenlerini düşünüyorum ve bilimin zaten önemsenmediği bir ülkede, bundan çıkarılabilecek kurguların mahiyetinin, absürdlüğü ile kült statüsüne erişmiş “ Dünyayı Kurtaran Adam “ benzeri yapımlardan öteye geçememiş olmasını normal karşılıyorum.
Yeni bir terminoloji yaratmak, varolandan yola çıkarak yeni bir gelecek öngörüsünde bulunmak ve bunların tutarlılığını sağlamak gibi zorlukları bünyesinde barındıran tür, öncelikle insanın varolan algılarından sıyrılmasını gerektirmektedir. Nitelikli bir bilim-kurgu filmi ortaya koymak için kişinin, yeni ve tutarlı bir dünya öngörüsünde bulunmasının zorluğundan çok, böyle bir toplumsal yapı içerisinde oluşmuş varolan algılarından sıyrılmasında zorlanacağını düşünüyorum.
Güncel sorunların distopik öngörüsü niteliğindeki gerçek bir bilim-kurgu filmini, etrafındaki sıradan algıları kırma isteğini içinde hisseden sinemacılar sayesinde izleyebiliriz; yoksa daha çok uzun yıllar “uzaydaki Türk”ün klişe esprilerine gülmek(!) zorunda kalırız.

Bilim Kurgu Alttürlerinde Gözetim Olgusu



Gözetim toplumu nun içindeki oluşturulmuş dünyalarında yaşayan bireyler bu dünyanın dışında var olan bir gerçeklik algısından yoksundurlar. Sinemanın gerçekle olan etkileşimi doğrultusunda bilim-kurgu türünün yaşanan dünyanın alışılmış algılama biçimine karşı olan genel karakteristiği bu türün ilgi alanlarını belirlemektedir. Türün alışılmış algı biçimlerinin dışına çıkmak istemesi onu tamda 80’lerden itibaren değişmeye başlayan teknoloji kökenli bir yapı ile karşı karşıya getirerek, alttür lerinin doğmasına neden olmuştur. “Bilim-kurgu türüne göre sağlıksız ve zararlı bir şekilde gelişip tüm yaşantımızı etkisi altına alan modern teknoloji, insanın kanını emen bir ‘Drakula’ gibi üzerimize hipnotik br etki de kurmuş bulunmaktadır. Kalpsizleşmiş teknotratlar yada gezegenler arası verimlilik uzmanları, korku filmlerindeki Drakula’lar gibi bizi kanı donmuş bir uyumlanım (conformity) içine hapsetmek, kapatmak istemektedir. Bunun içinde hayranlık uyandıracak kadar gelişkin göz alıcı güzellikte makineler, makine sistemleri, bilimsel buluşlar kullanmaktadır”.Yavaş yavaş gelişen teknoloji ve beraberinde onun yanlış ellerde yanlış hedefler alınarak kullanılmasıyla birlikte iyice açığa çıkmaya başlayan gözetim toplumu olgusu bilim-kurgu sinemasında tekno-politik bir sistemin gözetimindeki gelecek tasvirlerini doğurmaya başlamıştır.