sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ocak 2013 Pazar

Unutulmaz Sahneler

Sinema izleyicisi için her film kendine özgü, ayırt edici bir özellik taşır. Bazen filmin bile önüne geçen bu özellik, aynı zamanda o filmin anımsanma biçimidir. Bazılarının afişi akılda kalır, bazılarının müziği ya da etkileyici diyalogları… Bazı filmleri yönetmenleriyle anımsarız; bazılarını oyuncularıyla... Yapılan çekim hataları, hatta absürdlükler, acemilikler bile o filmi unutulmaz kılar. Aklımıza kazınmış sahneleriyle hatırladığımız ve her zaman hatırlanacak o filmlerden birkaçı... 

21 Eylül 2011 Çarşamba

Chapline ve Modern Zamanlar

Tarih boyunca insanlar arasında ortaya çıkmış olan çelişkiler ve çatışmalar yoğun biçimde güldürünün yapı taşını oluşturmuşlardır. Aristo trajedinin ortalamanın üstündeki insanları; güldürününse ortalamanın altındaki insanları temsil ettiğini söyleyerek soylu ve aşağı sınıf ayrımını yapmış, güldürünün alt sınıfların üsttekilerden öç almasıyla ortaya çıkmış bir tür olduğunu vurgulamıştır. Chaplin’e  göre ise; yaşamda güçlü olmak için mizaha en çok ihtiyaç duyan alt sınıftır. Güldürünün vazgeçilmezleri, çelişki ve çatışmalar bu türe kesinlik kazandırır. İnsan olarak sahip olduğu bütün değerleri hala bünyesinde barındırmakta olan ‘şarlo’ karakteri soylu insancıl ülküleri için verdiği sürekli ve dramatik savaşı en keskin biçimiyle ‘Modern Zamanlar’ filminde sürdürmektedir.

Türk Sinemasında Bilim-Kurgu



Türkiye’de bilim-kurgu sinemasının örneklerine nadiren rastlanmasının nedenlerini düşünüyorum ve bilimin zaten önemsenmediği bir ülkede, bundan çıkarılabilecek kurguların mahiyetinin, absürdlüğü ile kült statüsüne erişmiş “ Dünyayı Kurtaran Adam “ benzeri yapımlardan öteye geçememiş olmasını normal karşılıyorum.
Yeni bir terminoloji yaratmak, varolandan yola çıkarak yeni bir gelecek öngörüsünde bulunmak ve bunların tutarlılığını sağlamak gibi zorlukları bünyesinde barındıran tür, öncelikle insanın varolan algılarından sıyrılmasını gerektirmektedir. Nitelikli bir bilim-kurgu filmi ortaya koymak için kişinin, yeni ve tutarlı bir dünya öngörüsünde bulunmasının zorluğundan çok, böyle bir toplumsal yapı içerisinde oluşmuş varolan algılarından sıyrılmasında zorlanacağını düşünüyorum.
Güncel sorunların distopik öngörüsü niteliğindeki gerçek bir bilim-kurgu filmini, etrafındaki sıradan algıları kırma isteğini içinde hisseden sinemacılar sayesinde izleyebiliriz; yoksa daha çok uzun yıllar “uzaydaki Türk”ün klişe esprilerine gülmek(!) zorunda kalırız.

Bilim Kurgu Alttürlerinde Gözetim Olgusu



Gözetim toplumu nun içindeki oluşturulmuş dünyalarında yaşayan bireyler bu dünyanın dışında var olan bir gerçeklik algısından yoksundurlar. Sinemanın gerçekle olan etkileşimi doğrultusunda bilim-kurgu türünün yaşanan dünyanın alışılmış algılama biçimine karşı olan genel karakteristiği bu türün ilgi alanlarını belirlemektedir. Türün alışılmış algı biçimlerinin dışına çıkmak istemesi onu tamda 80’lerden itibaren değişmeye başlayan teknoloji kökenli bir yapı ile karşı karşıya getirerek, alttür lerinin doğmasına neden olmuştur. “Bilim-kurgu türüne göre sağlıksız ve zararlı bir şekilde gelişip tüm yaşantımızı etkisi altına alan modern teknoloji, insanın kanını emen bir ‘Drakula’ gibi üzerimize hipnotik br etki de kurmuş bulunmaktadır. Kalpsizleşmiş teknotratlar yada gezegenler arası verimlilik uzmanları, korku filmlerindeki Drakula’lar gibi bizi kanı donmuş bir uyumlanım (conformity) içine hapsetmek, kapatmak istemektedir. Bunun içinde hayranlık uyandıracak kadar gelişkin göz alıcı güzellikte makineler, makine sistemleri, bilimsel buluşlar kullanmaktadır”.Yavaş yavaş gelişen teknoloji ve beraberinde onun yanlış ellerde yanlış hedefler alınarak kullanılmasıyla birlikte iyice açığa çıkmaya başlayan gözetim toplumu olgusu bilim-kurgu sinemasında tekno-politik bir sistemin gözetimindeki gelecek tasvirlerini doğurmaya başlamıştır.